10/recent/ticker-posts

Psikolojik Bir Hesaplaşma: “Gölge” ile Kendine Bakmak

hakancolakcom hakan çolak


Bugün İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen “Gölge” adlı oyunu izlemek için salonda yerimi aldığımda, beni bu kadar derinden etkileyecek bir deneyim yaşayacağımı açıkçası tahmin etmiyordum. Sahneye üç oyuncunun taşıdığı bu yoğun ve katmanlı anlatı, tiyatronun yalnızca bir hikâye anlatma sanatı olmadığını; aynı zamanda insanın kendi iç dünyasıyla yüzleştiği güçlü bir alan olduğunu bir kez daha hatırlattı. Büyük bir keyifle izlediğim bu oyunu, mutlaka bir kez daha izleyeceğim.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları repertuarında yer alan “Gölge”, yazar Yağmur Topçu’nun kaleminden çıkmış ve Ahmet Kahvecioğlu’nun yönetmenliğinde sahneye taşınmış tek perdelik bir psikolojik drama. Yaklaşık 50 dakika süren oyun, ilk bakışta sade görünen yapısının altında oldukça derin ve sarsıcı bir anlatı barındırıyor. Sahne tasarımından ışık kullanımına kadar her detay, oyunun ruhuna hizmet edecek şekilde düşünülmüş.

Konusu: Bastırılan Duygular ve İçsel Hesaplaşma

“Gölge”, oyunculuk eğitimi almış bir kadının iç dünyasında yaşadığı çatışmaları merkezine alıyor. Toplumsal beklentiler, bireysel hırslar, bastırılmış duygular ve insanın kendine karşı kurduğu sert yargılar, oyunun temel yapı taşlarını oluşturuyor. Carl Gustav Jung’un psikoloji literatürüne kazandırdığı “gölge” kavramı, oyunun hem adında hem de anlatısında güçlü bir şekilde hissediliyor. İnsanın kabul etmek istemediği, bastırdığı, görmezden geldiği yanları; sahnede adeta canlı bir karaktere dönüşüyor.

Bu yönüyle “Gölge”, sadece tek bir karakterin hikâyesini anlatmıyor. Seyirciyi de içine alarak herkesin kendi iç sesiyle, kendi gölgesiyle yüzleşmesine alan açıyor. Oyunu izlerken zaman zaman rahatsız olmak, sorgulamak ve durup düşünmek kaçınılmaz hale geliyor.

Oyunculuk ve Sahne Dili

Oyunda yalnızca üç oyuncu yer almasına rağmen sahnedeki enerji ve duygu yoğunluğu son derece güçlü. Oyuncuların beden dili, ses kullanımı ve sahne üzerindeki uyumları; metnin psikolojik derinliğini izleyiciye doğrudan aktarıyor. Özellikle ışık tasarımının gölgeyle kurduğu ilişki, oyunun temasını görsel olarak da destekliyor.

Minimal dekor anlayışı, anlatıyı yormadan oyunculukların ön plana çıkmasını sağlıyor. Bu sadelik, oyunun duygusal etkisini artıran önemli bir unsur haline geliyor. Seyirci, sahnedeki her harekete ve her sessizliğe daha fazla odaklanıyor.

Kişisel Deneyim: Neden Tekrar İzlemek İstiyorum?

“Gölge” benim için tek seferlik bir deneyim olmanın ötesine geçti. İzlerken fark etmediğim ya da sonradan üzerine düşündükçe anlam kazanan sahneler olduğunu hissediyorum. Bu nedenle oyunu bir kez daha izleyerek, detayları ve alt metni daha derinlikli yakalamak istiyorum. Her izleyişte farklı bir duyguyu ya da düşünceyi tetikleyecek türden bir yapısı var.

Bazı oyunlar vardır, bittiğinde salondan çıkarsınız ve hikâye orada kalır. “Gölge” ise salonun kapısından çıktıktan sonra da zihninizde yaşamaya devam ediyor.

Sonuç

İstanbul Şehir Tiyatroları’nın “Gölge”si, psikolojik derinliği, güçlü oyunculukları ve sade ama etkili sahne diliyle sezonun dikkat çeken işlerinden biri. Kendinizle yüzleşmeye, rahatsız edici sorular sormaya ve tiyatronun dönüştürücü gücünü hissetmeye açıksanız, bu oyunu izleme listenize mutlaka eklemelisiniz. Benim için kesin olan tek şey var: Bu gölgeyle bir kez daha yüzleşeceğim.

Yorum Gönder

0 Yorumlar